• Gece Edebiyat

    Özünde İyi İnsan

      Özünde iyi insandı Ragıp Bey. Ama gelin görün ki iyiliği, karın doyurmaya yetmiyordu. Sofraya et getirdiği nadirdi. Doya doya yediklerinde, takvimler hep Kurban Bayramı’na denk düşerdi.   4 çocuğu arasında en büyükleriydi Filiz. Okuldan arta kalan zamanlarında annesinin yanında tam zamanlı bir ev hanımıydı. Kalan 3 kardeşe, sözümüz ona erkek olduklarından ev işi verilmezdi. Köyde âdet böyleydi. Bir duyan olursa cam kapı sildiklerini, maazallah konu komşu ne derdi.   Bir akşam yemeği sırasında konu açıldı: -Eline sağlık kızım çok güzel olmuş çorba. -Afiyet olsun baba. -Okul nasıl gidiyor? -Okul çok iyi baba. Neşe öğretmenle konuştum bugün. Beni bir heveslendirdi ki sorma. Çok güzel işler yapacaksın ileride diyor. Hele bir…

  • Gece Edebiyat

    Tatyos Meyhanesi

    Hiçbir şey yazasım yoktu, Melihat hanım hoş etmeseydi güzelim sesiyle. Fakat güzelim öyle esrarengiz salına salına gidişin var ki Hasan Boğuldu’ya giden patikada, Durgun suda yüzen sandalımdan düştüm masmavi bir suya. Gülüşündeki eda pek manidar, inanmam da deva bulmam. Hele o bakışların yok mu?  Gökçe eder dokunduğu her yeri. Bembeyaz elbisesi, sarı şemsiyesi… Gamsız eder, elem eder beni, her saniyesi. Utanır ufak ufak, ince bir keman sesinin tevazu ile şarkıya girişi gibi. E hadi ne duruyorsun Tatyos Efendi! Durma doldur! Doldur kadınımın tenini kadehime. Durmayın efendiler söyleyin! Söyleyin yek bir ağızdan. Susmayın! Bin asırdır beklemişim, sonunda noksanlığım bitmiş ama gerekte kalmamış gibi. Bir andır yaşamışım, sonunda ömrüm yitmiş daha da yaşamaya lüzum kalmamış gibi. Nasıl anlatsam bilmem  Susmakta…

  • Gece Edebiyat

    Babaannemin Mektupları

    Meğer babaannem ile dedemin filmlere konu olacak bir hikâyesi varmış… “1952, Şubat/ Manisa Bu mektubu sana yıllar öncesinden yazıyorum. Şayet evlenirsek ki ömrümü senin o güzel gözlerine sığdırmaktır dileğim, bu mektubu eline vereceğim. Olur da önümüze engeller çıkarsa ve bir başkası ile yazıldıysa kaderim, hiç düşünmem bir kibrit yakarım arka bahçeye, tutuştururum bu yazdıklarımı. Böylece ne sen bilirsin tüm bunları ne de aynı yastığa baş koyacağım bir başka adam.  Bugün ayın yirmi dokuzu. Şubat’ın yirmi dokuz çektiği o nadir senelerden. Seni bugün gördüm ilk kez. Ne adını biliyordum ne sanını. Bildiğim tek şey, bu birkaç dakikalık anla birlikte kalbimin çok başka attığı…” -Sevgiii, gül suyu döktün mü yan odadakilere? -Geliyorum anne. Okuduğum…

Translate »