• Gece Edebiyat

    Yüz Kırıkları

    Yutkunuyorum ancak yutamıyorum.Boğazımdan akan nehirler taçlandırıyor senin meşruiyetini. Yüzünden yağmurlar çiliyor, güneşler doğuyor yüzünden!Açan gök kuşakları hep senin yüzün, hepsi senin yüzünden!Biliyorum fakat unutamıyorum. Kar yağdığında peşinden, buz kesiyor omuzlarındaki yükler.İşte bütün bu yükler yüzünden kesilmiyor ayakların yerinden.Doğaya işlenmiş bir suç teşkil ediyor sırf bu nedenden bile varoluşu garipsemen. Omuzların ve gözlerinin kesişimindeki çizgilerden döngüler doğuruyorsun dünyama.Dünyam şimdi üç gün fazla dönecek senin yüzünde, senin yüzünden! Sana güvende hissettirmeyen bütün karanlık sokaklardan sıyrılıp dokunuyorum dudaklarından yukarı. Yağmurlar gökyüzüne yağıyor sırf yüzün, yere düşmemek için yüzünden!Saklanıyorum ancak saklayamıyorum içimde yaşlandırdığın aşkı.Ölü kadar soğuk harfler can buluyor ya sesinden ve ben sesteşi olmuş buluyorum kendimi geçmiş bütün zamanların. Hem anlara sığmazsın ki…

  • Gece Edebiyat

    Kozmik Düşünceler

    Geceyi kıskandırır karası Ve resmeder soğuğunu sabah altıya vuran gecelerin. Ama bir anlamı yoktu gözlerinin, İçimdeki kışı güldürmeseydi eğer. Obsidyen bir neşterse kirpiklerin, Al gözlerimi, senin… Bir anlamı yoktu kirpiklerinin, Maskarası dudaklarım olmasaydı eğer. Bitmek istemeyen sigara, Bir rujun cinayette kullanılması… Bir anlamı yoktu dudaklarının, Öpüşürken gülmeseydin eğer. Güzel şeylerdir sevgilim; gülüşünde sabahlaması, Doğu Afrika’ya yağmur yağması. Bir anlamı yoktu gülüşünün, Gölgesinde sigara yakmasaydım eğer yeni sabahlara… Söyle! Kepeği mi yıldızlar saçlarının? Kokusu özgür hissettirir mi bir çocuk mahkumu? Bir anlamı yoktu elbette kaküllerinin, Rüzgarı gözümü yaşartmasaydı eğer. İki ayrı cümleydik biz, Bağlacımız oldu efsunkar sesin… Bir anlamı yoktu sözlerinin, Kan tüten dilini kınından çıkarmasaydın eğer. Eklektik bir tavırla tuttun,…

  • Gece Edebiyat

    Ece Özer – Ferdi Amcanın Güncesi

    Yaklaşık 60 sene kadar önce, keskin bir alarm sesiyle birlikte irkilerek kalkılan sabahlar, yerini yine aynı saatte kendiliğinden kalkılan günlere bırakmıştı. Ferdi amca o sabah da dinç bir şekilde uyanmış ve buzdolabındaki tarhanayı ısıtmak için mutfağa doğru yönelmişti. “Günaydın sarı papatyam, günaydın boncuk gözlüm” Hayat arkadaşını 5 yıl önce kaybeden Ferdi amcanın hiç aksamayan rutinleri vardı: Sabah 06.15’te kalkmak, çiçeklerini selamlamak, tarhana yemek ve ardından ormanda yürüyüş. O gün de rutin bozulmamış, yürüyüş için evden çıkılmıştı. Mahalle aralarında tanıdıklarını görüp selamlaşmayı pek severdi Ferdi amca. Ayaküstü edilen sohbetler, planlanıp edilenlerden daha tatlı gelirdi. -Ooo günaydın Kadir, hayırdır ne bu telaş? -Günaydın Ferdi amca. Hayır hayır. Bizim hanım doğum yaptı birkaç…

  • Gece Edebiyat

    Mayıs 1975

      Bulunduğum mahalledeki herkesle bir gün önceden anlaşmış gibiydik. Postanedeki bu kalabalığın başka bir açıklaması olamazdı. Geleneksel “Buyrun siz oturun” seremonisi, son yaşlı teyzenin de bekleme koltuğuna oturması ile son buldu.   Ekrandaki sayı değişti, görevli kadın seslendi: 3078… “Bisssmillah” diyerek kalktı seksenli yaşlarında olduğunu düşündüğüm kır saçlı bir amca. Onun yerine oturuverdim ben de. Yanımda ise nur yüzlü, tonton mu tonton bir teyze vardı. Elindeki telefondan, Facebook paylaşımlarını inceliyordu. İlgilenmediği bir şey çıkarsa ekran hoop yukarı. Fazla dalmış olmalıyım ki teyzenin sesiyle irkildim. -Bizim zamanımızda yoktu yavrum bunlardan. Bak şimdi her şey elimizin altında kolaycacık. Sen kaç yaşındasın, öğrenci misin? -Evet teyze, burada üniversite okuyorum. -Ah, ne güzel. Bölümün ne? -Hemşirelik…

  • Gece Edebiyat

    Siyah Kağıt Beyaz Kalem

     Ben senin yazdıklarında ki adam değilim demişti. Sonbahar kışa hareler bindirmişti pencerelerde. Sonra çekildi sular akan çaylardan. Rengi kırmızıya çalan hazan yaprakları bir bir intihar etti  tutundukları yerlerden.  Ben senin yazdıklarında ki adam değilim. Hiç olmadın da zaten.  Mürekkebi bitmiş kalemdin sen. Süt dişleri dökülmüş çocukluk anılarım… Seyahat edemediğim onlarca ülke, adını dahi bilmediğim kıtalar, rüyalarda arşınladığım dev okyanuslar… Yorgun gecelerde son sayfasını göremeden uyuyakaldığım ilk basım imzalı kitabım. Işığı yanan evlerden birinde duvarda asılı siyah kâğıtsın, üzerine beyaz kalemle yazılmış şiir ise ben.  Ama sen benim yazdıklarımda ki adam değildin. Hiç olmadın da zaten.

Translate »