Gece Edebiyat

Şişedeki Çocuk

Okyanusun taaa en derin noktasından bir cam şişenin içinden yazıyorum size…

      Cıvıl cıvıl bir yaz günü en yakın dostum Teddy ile yine dalga bizi nereye sürüklerse oraya gidiyoruz.  Şişenin içinde sürüklenirken okyanusu izliyorum. 

Önümüze ilk çıkan koca ağızlı balık çok suratsız görünüyor. Neden öyle baktığını düşünüyorum ama bulamıyorum. Arkasından da o suratsız balığın birçok ekseri geçiyor. 

Etrafta çok çeşitli balıklar ve çıkardıkları minik kabarcıklar, yeşil yosunlar, süngerimsi bitkiler var. Su her zamankinden daha da güzel ışıldıyor bugün. Su altında keyifle ve merakla ilerlerken karşımıza neyin çıkacağından habersiziz…

   Gözleri görmeyen vatozlar bir o yana bir bu yana giderkendelikanlı gibi hiç durmadan ilerleyen denizanaları sonsuz bir yolculukta. Sualtının kralı edasıyla aniden geçen köpekbalığı bizi korkutuyor. İleride nazlı nazlı süzülen ahtapot bizi selamlıyor. Komiklikler yaparak yüzen palyaço balığı geçerken yavaş yavaş yürüyen emekli yengeçler sanki yaşamdan payını almış gibi. 

Sualtı dünyasıyla tanışmanın heyecanına varmışken heyecanım kursağımda kalıyor.

  Biraz ileride bazı balıkların yan yatmış olduğunu görüyorum. Bir balık geçiveriyor tam o anda yanımdan, ağlıyor. Rengisolmuş, pulları kopmuş belli ki canı yanıyor. 

   Gördüğüm manzara karşısında dalıp gidiyorum kendi kendime. Sarılı-turunculu bir balık çarpıyor şişenin camına, irkiliyorum. Ardından bir balina çok kuvvetli etkisiyle bizi okyanusun içinden kıyıya fırlatıveriyor.

      Güneş dağların arkasından doğuyor; kumsalı, tepeleri ve dağları aydınlatıyor. Okyanusun burgaçları ve gökyüzünün katmanları birbirine karışmışken suyun dinginliğinde üzerini bir örtü gibi kaplayan ölmüş balıklar, hafif hafif esen rüzgarla beliren dalgaların eşliğinde kıyıya doğru vuruyorlar. Kıyıdaki tosbağalar ağzındaki plastiklerle boğulmuş olmalı ki hiç kımıldamadan öylece yere serilmiş görünüyor. 

Yüzeyde binlerce çöp minik canlıları karşılıyor; martılar, leylekler ve foklar da bu olaydan çokça etkilenmiş.Okyanusun dibindeki manzaradan sonra bu manzara beni korkutuyor. Dünyanın sonuna ulak haberler gösteriyor bize…

       Üzülüyorum okyanusun haline. Teddy’e bu insanlar ne kadarda acımasız diyorum.

Canlılar için bu kadar önemli olan suyu kirletiyorlar.Kendilerini hiç suçlu hissetmiyorlar!   Oysa okyanusun dibinde milyonlarca canlı yaşarken… 

    Ben parmak çocuk: Şimdi yine yeni okyanuslarda dalgalarlasavrulup gidiyorum ve tekrar gördüğüm manzaraya şaşırmıyorum.

AH İNSANLAR!

9 Nisan 2000 ’de Bursa’ da doğdum ve yaşamımı Orhangazi’nin Çakırlı köyünde geçirdim. İlk ve orta okulu Çakırlı Köy okulunda okudum. Liseyi ise ilçedeki Orhangazi Eyüp Topçu Anadolu Lisesinde okudum. Dokuz yaşımdayken hayatıma yazıyı günlük yazmaya başlayarak aldım. Lisedeyken kompozisyon yarışmasında derece elde ettim. Güzel sözler ve edebiyat defterleri yaptım. Bu olaylar yazı yazmaya merakımı ve yeteneğimi keşfetmemi sağladı. Çünkü yazının her zaman anıları yaşatacağına inanıyordum… Bunun yanında sanatın her dalına ilgi duyuyor ve kendimi bildim bileli resim çiziyorum. Yazı yazmak, fotoğraf çekmek ve dijital tasarım ile birlikte harmanlanan yeteneklerim benim şimdi Eskişehir’ de olmamı sağladı. Şimdilerde ise Anadolu Üniversitesi İletişim Tasarımı ve Yönetimi Bölümünü okuyorum.

Translate »