• Gece Edebiyat

    İki Nehir

    Haziranın ten yakmadığı bir coğrafyada karşılıklı akan iki nehir varmış. İkisi de birbirine ters yönde akar, selam sabah almazlarmış. Birisi ak suyuyla meşhur iken diğeri kara yosunlarla nam salmış.  Günlerden bir gün saçları hafif kıvır boyu bir deniz aşırı ve yükü okyanus kadar ana kucağı olmuş adam yolundan rast gelmiş kara yosunlu nehire. Kader bağının tığ ile örüldüğünü söylerler yaşlılar meğerse ne kadar haklılarmış. Adam nehire dalmış bütün yaşam döngüsüyle. Susuz kalasıya kadar bakmış, bakmış.  Güneşin ağarmasıyla titremiş oturduğu yerden, bir ses duymuş nehrin içinden. Öylece bırakmış kendisini dibini göremediği suya. Su herkese davrandığından daha kibar davranmış, toprağına yatırmış ve saçlarını okşamaya başlamış. Son nefesin arefesinde bir yakışmış yakasından ve…

  • Gece Edebiyat

    Siyah Kağıt Beyaz Kalem

     Ben senin yazdıklarında ki adam değilim demişti. Sonbahar kışa hareler bindirmişti pencerelerde. Sonra çekildi sular akan çaylardan. Rengi kırmızıya çalan hazan yaprakları bir bir intihar etti  tutundukları yerlerden.  Ben senin yazdıklarında ki adam değilim. Hiç olmadın da zaten.  Mürekkebi bitmiş kalemdin sen. Süt dişleri dökülmüş çocukluk anılarım… Seyahat edemediğim onlarca ülke, adını dahi bilmediğim kıtalar, rüyalarda arşınladığım dev okyanuslar… Yorgun gecelerde son sayfasını göremeden uyuyakaldığım ilk basım imzalı kitabım. Işığı yanan evlerden birinde duvarda asılı siyah kâğıtsın, üzerine beyaz kalemle yazılmış şiir ise ben.  Ama sen benim yazdıklarımda ki adam değildin. Hiç olmadın da zaten.

  • Gece Edebiyat

    Sıradaki

    -Sıradaki!  Sesinden yetmişlik bir Muzaffer Amca izlenimi edindiğim adam, beni odasına davet etti. Elimde dosyam, çekingenlikle araladım kapısını. -Merhaba efendim. İyi günler, ben… -Yazar olmak istiyorsun ve bir gün değerinin anlaşılacağına inanıyorsun. -Yani şey…   Kelimeleri ağzımda gevelerken masanın üzerine baktığımda isminin Seyfi olduğunu öğrendiğim adam bacak bacak üstüne atmış vaziyette piposunu içiyordu. O an pek de tekin olmayan bir yerde olduğumu anladım. -Eee delikanlı, anlat bakalım. Ne üzerine yazıyorsun? -Efendim ben polisiy… -Seyfi amca. Bana Seyfi amca diyebilirsin.   Burası kesinlikle tekin bir yer değildi. -Efendim ben, yani Seyfi amca, polisiye ve macera türünde yazıyorum. Elimdeki dosya üç yıl önce başlayıp henüz bitirdiğim bir romana ait. Arkadaşım dedi ki,…

  • Gece Edebiyat

    Akşamüstü Çocukları

     Kapkara gözleri titreyen mumun ışığında harelere ayrıldı. Mumdan daha çok yanan göz bebekleri sık çevrilmiş kirpiklerinden bakarken yüzüme, o an ne yapmam gerektiğini anlayamamıştım. Ürkek bir ceylan gibi titrerken tüm bedeni, bir kemanın yaylarında aradım onu. Hüzünlü bir notaya benzettim önce bakışlarını. Daha önce hiç keşfedilmemiş melodi gibi yankılandı içimde. Bestelenmesi zor bir şarkı gibi imkansız şeyler vardı gözlerinde. Sanki bir nehir akıyordu; şırıltısı kendini kesen, dur durak bilmeyen. Kıyılarına vurmaya korkan çocuklar gibi yaklaşmaya korktuğum halde neydi beni böyle çeken?    Gözlerimi kapattığımda onunla yitik uzay boşluklarından bir düş düştü peşime. Kapkara gözleri düşümde sevdi beni. Düşümde istedi ruhu bedenimi. Düşler ülkesinde kovalamaca oynamaktı bizimkisi. Kim kimi sobeleyecekti? Cevabı yoktu…

  • Gece Edebiyat

    Bir Ülkenin Küllerinden Doğuşu

     Halkın yalnızca yüzde üçünün okuma ve yazma bildiği, kadının adının dahi olmadığı bir dönemden/savaştan çıkan Türk halkının refaha ermesi çok uzak değildi.   27 Ekim 1923’te hükümetin istifasını, bir sonraki gün mecliste endişe ve kaygı izledi. Mustafa Kemal, kendinden emin bir şekilde söze başladı: “Efendiler! Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.”    Tarihler 29 Ekim 1923’ü gösteriyordu. Mustafa Kemal, yaşanılan krizin çözümü için anayasa değişikliğini önerdi. Bir milletin küllerinden yeniden doğmasına vesile olan ilk madde, 96 yıl önce kesinleşti: “Türkiye devletinin yönetim şekli Cumhuriyettir.”    Hakimiyetin kayıtsız şartsız millete emanet edildiği o gün ve sonrasında yapılan devrimlerin namı, yalnızca ülkeye değil tüm dünyaya yayıldı. Kadınların adının olmadığı ülkede, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. Türkiye,…

  • Gece Edebiyat

    Gel Seninle

    Gel seninle bir Cumhuriyet kuralım, Gözleri gökyüzünden mavi Örtüsü geceden kara Gücünü mübeccel ordusundan alsın Ayaklan da gelecekten hesap soralım  Bozkır yangınlarında Ankara olalım Al mazimizden siper, saçımızdan miğfer yapalım Gel seninle Anıtkabir’de Selam duralım! Aslan Bey, İslam Bey gibi umut dolu Şerife Bacı, Kara Fatma gibi baş koymalıyız. Varsın gelsin üstümüze tüm hattıyla düşmanlarımız. O ki bizim canımız, satıh uğruna akacak olsun kanımız. Yetişsin dostlar ata toprağından yanıma. Öyle bir onur ki toplasan yeter dünyaya. Bil ki dönüşmesinler birer anıya. Gel seninle Malazgirt Ovasında dimdik duralım.

  • Gece Edebiyat

    Avuç İçindeki Erik Ağacı

     Güneşli bir 1992 öğleden sonrası, mahalle arasında halı yıkayan teyzeler ve “Seni namussuz seni, gel buraya” diyen bir annenin isyanıyla, gün devam ediyordu İstanbul’da. 9 yaşındaki Hikmet, bir yandan koşup bir yandan “Tamam tamam, bir daha erik çalmayacağım” dese de anne terliğinden kaçamazdı. -Ah anacım, akıllanmayacak bu Saliha’nın oğlu. Arap sabununu uzatıver Sevim. -Öyle komşum öyle. Geçen yaz kiraz toplayacağım diye iki kolunu da kırdıydı ya, akıllanır sandık o zaman ama nerede… -Hele bir büyüsün de olgunlaşır. Allah vere de o zamana kadar Saliha sinir hastası olmasa.   Bir hafta kadar sonra Hikmet, evden oyun oynamaya diye çıkıp pazara gitti. “Sırt çantanı niye alıyorsun Hikmet?” diye sorunca annesi, hızlıca sıraladı yalanlarını.…

  • Gece Edebiyat

    Güneşler Sessiz Ölür

    ”Karda donmak üzeresin,  Uyumak tatlı geliyor ama sen öldüğünün farkında değilsin.”  Kapısı yüzüne kapanan o evden çıkarken bu satırlar zihninde yankılandı. Kendini sokağa attığında önce nereye gideceğini bilemedi. Şehrin en ücra köşelerine gitme isteği yayıldı içinde. Kaybolmak istedi. Yollarını bildiği sokakları bulamamak, gittiği yerde hiçbir anı kırıntısına rastlamamak istedi gözleri. Yürüdü; her yürüyüşünde onu suçladı, her adım atışında onu bir kez daha akladı. Yeri geldi Hiç söylenmemiş sözlerin saf tebessümleri  yüzünde canlandı. Bir müzik sesi çalındı kulağına uzaktan, usulca yalnız kalışlarıyla dans etti. Gün batmak üzereydi. Oturdu, turuncunun kızıla dönüşüne ağladı. Onunla batıramadığı güneşi ilk ve son kez onsuz batırdı.  O gün vazgeçti kadın. Birlikte gidilecek yerler ıssız, sahibine asla…

  • Gece Edebiyat

    Gökyüzünde Uyandım

    Özgür bir şeytan dolaşıyor kanımda.‬ ‪Yüzün unut taşıyor kırlangıçların göçünde. ‬ ‪Göğsümün içindeki umut duymuyor seni, keşke senden vazgeçmek olabilse. Terazisi esen rüzgarla, çarpan yağmurlar kadar sert ve küstahça çalışıyor. ‬ Ait olabilmek için zorluyor bir yere. ‬ Tahta yoğunluğunda malumat bekleyen alaycıların, sigarası kadar gökyüzüne yem oldum ki bilmen gerekiyor muydu bunu, inan bilmiyorum. Son damlama kadar huzur doluydum, artık öfke biriktiriyorum. Yine de seni sevecek kadar kalbi yanımda taşıyorum.  Farkında olmadan dokunuyorum teninin şeytan kuyruklu uçurtmasına, öyle bir an yaşıyorum ki istemiyorum bir farkındalık daha.  En küçük hissinden bile yük doluyum, nefes almaktan muzdaribim makberinde.  Atıl vagonlarda besliyorum sana olan tutkumun yavrularını ve bir antik kentin geçmişinde canlandırıyorum…

  • Gece Edebiyat

    Kirli Bulutlardan Temiz Sular Düşüyor

    Yüzün, iki avuca dokunsa neşe getiren yegane gerçekliktir. Savunurum en dolu cümlelerimle, savrulurum en sessiz hüznüme.  Meyhanenin anason kokan havasının hatırası var geçmişimde. Yüzün diyorum, bir anda karşımda beliriveriyor, gerçek olsa birde, keşke… Denizin esrarengiz çalımlı dalgaları ve eşlik ediyor oturduğum tahta masada yaşanmış bir ton acı. Bir ağaç bu kadar acıyı taşıyamaz arkadaşım, bir insan nasıl taşısın. Boyutlar imkanlar dahilinde küçülüyor gözümün gördüğü açıklıktan, sanırım kafam biraz yerine gelmeye başladı. Dolduruyor karşımda oturan hayalet. Bir dakika, burada ben ve hayalet. Tam bir dakika baktım ona, bozmadım neşesini, ölmüş sonuçta, daha ne olsun. Çektim elimle bardağın belinden tutup, bir yudumdan sonrasını hissetmezsin ya. Öyle olmadı, her acıyı içtim sanki.Farkettim ki, unutmak erdemini yerine getiremeyecek kadar…

Translate »