Gece Edebiyat

Mayıs 1975

  Bulunduğum mahalledeki herkesle bir gün önceden anlaşmış gibiydik. Postanedeki bu kalabalığın başka bir açıklaması olamazdı. Geleneksel “Buyrun siz oturun” seremonisi, son yaşlı teyzenin de bekleme koltuğuna oturması ile son buldu.

  Ekrandaki sayı değişti, görevli kadın seslendi: 3078… “Bisssmillah” diyerek kalktı seksenli yaşlarında olduğunu düşündüğüm kır saçlı bir amca. Onun yerine oturuverdim ben de. Yanımda ise nur yüzlü, tonton mu tonton bir teyze vardı. Elindeki telefondan, Facebook paylaşımlarını inceliyordu. İlgilenmediği bir şey çıkarsa ekran hoop yukarı. Fazla dalmış olmalıyım ki teyzenin sesiyle irkildim.

-Bizim zamanımızda yoktu yavrum bunlardan. Bak şimdi her şey elimizin altında kolaycacık. Sen kaç yaşındasın, öğrenci misin?

-Evet teyze, burada üniversite okuyorum.

-Ah, ne güzel. Bölümün ne?

-Hemşirelik okuyorum ben.

  Yüzünde koca bir gülümse belirdi. Eliyle bacağıma vurdu yavaşça.

-İyi ki varsınız evladım. Siz bizim başımızda iyi ki varsınız.

  Birkaç dakika sonra “Yavrum benim tam şuramda başlayan bir ağrı var ama…” şeklinde bir diyaloğa gireceğinden öylesine emindim ki, sonrasında kendimden utandım.

-Bir buçuk senem hastanede geçti benim, kızım. Bir buçuk sene. Ya. Ne kadar kolay çıkıyor değil mi ağızdan? 1974’tü yatışımız. 1975’in temmuz ayında çıktık.

-Çok geçmiş olsun. Ne rahatsızlığınız vardı?

-Oğlum kalp hastasıydı kızım. Rahmetli babamın ömrü hayatında içmediği kadar ilacı, o yaşına sığdırdı. Zordu. Çok zor bir süreçti bizim için.

 Ben, ne söylemem gerektiğini düşünüp ‘başınız sağ olsun’ ve ‘geçmiş olsun’ arasında volta atarken teyze söze girdi.

-Neyse ki iyi şimdi. İki tane de dünyalar tatlısı torunum var, bak resimlerini göstereyim sana.

Telefonunun tuş kilidini açtı. Facebook’taki “Canlarım” klasöründen yirmiye yakın fotoğrafa, yüzümüzde tebessümlerle baktık.

-O yıllarda bizimle ilgilenen hemşireye borçluyum ben tüm bunları. Bak onu da göstereyim sana. 

  En fazla birkaç yıl önceye ait olan bir fotoğraf gösterdi.

-Ne güzel, hâlâ görüşüyorsunuz.

-Nasıl görüşmem yavrum, o benim canıma can, kanıma kan oldu.

  Ekrandaki sayı yine değişti ve görevli seslendi: 3085…

-Heh, benim sıram geldi. Kendine çok iyi bak tamam mı kızım. Allah zihin açıklığı versin.

-Sağ ol teyze, sen de öyle.

  Eve döndüğümde, ismini hatırladığım kadarıyla teyzeyi Facebook’ta arattım. İlk karşıma çıkan hesap onunkiydi. Paylaştıkları da herkese açık olduğundan en eski gönderilerine kadar indim. 2013 yılında paylaştığı ilk gönderisi, siyah beyaz bir fotoğraftı. Sağ alt köşesinde “Mayıs 1975” yazıyordu. 

  Fotoğrafta iki kadın ve bir küçük çocuk vardı. Çocuk hastane yatağında yatarken onun başında da gözleri yaşlı ve birbirine sımsıkı sarılan iki kadın. Fotoğrafın açıklama kısmında da şunlar yazılıydı:

“Sene 1975, mayıs ayı. Hemşiremiz Gülfidan Hanım, vefat eden kızının kalbini Ali’mize bağışladı. Canıma can, kanıma kan oldu. Hayatını kaybeden Sevda kızımızın mekânı cennet olsun. Dualarımız onunla. Gülfidan Hanım’ın nazarında da tüm hemşirelere en içten sevgilerimle….

Ece ÖZER, 17.05.1998 tarihinde Edirne’nin Uzunköprü ilçesinde doğdu. İlköğrenimini Süloğlu Cumhuriyet İlköğretim Okulunda bitirdikten sonra daha iyi bir öğrenim görebilmek adına ailesi ile Edirne’ye taşındı. Ortaokul dönemlerinde çeşitli öyküler ve şiirler yazdı. Onu yazmaya teşvik eden olay, 12 yaşında katıldığı şiir yarışmasında derece elde etmesiydi. Lise dönemi süresince de yazmaya devam etmesinin yanı sıra sinema sektörüne ilgi duymaya başladı ve 2014 yılında Akademi Edirne 2 adlı projenin Sinema Atölyesi’ne katılmaya hak kazandı. 7 ay boyunca çeşitli sanatçılardan eğitim aldı. Sene sonunda arkadaşlarının da katkısıyla çektiği kısa film ile 7. Gençliğin Gözünden Türkiye Liselerarası Kısa Film yarışmasına katıldı ve derece elde etti. 2016 yılında, liseden mezun oldu ve o yaz evde tek başına üniversite sınavına hazırlanmaya başladı. Bu esnada ona en büyük destek İnstagram üzerinden açtığı hayalleregidenyolum adlı çalışma bloğu oldu. 2017 yılında Anadolu Üniversitesinde İletişim Tasarımı ve Yönetimi bölümünü kazandı. Bu süreçte yaşadığı tecrübeleri daha detaylı anlatıp büyük kitlelere ulaştırabilmek adına Wordpress üzerinde aynı isimle bir blog açtı. Halen çeşitli konular hakkında yazmaya ve kendini geliştirmeye devam ediyor.

Translate »