Gece Edebiyat

Kirli Bulutlardan Temiz Sular Düşüyor

Yazarın okunurken dinlenmesi için tavsiye ettiği müzik

Yüzün, iki avuca dokunsa neşe getiren yegane gerçekliktir. Savunurum en dolu cümlelerimle, savrulurum en sessiz hüznüme. 

Meyhanenin anason kokan havasının hatırası var geçmişimde. Yüzün diyorum, bir anda karşımda beliriveriyor, gerçek olsa birde, keşke…

Denizin esrarengiz çalımlı dalgaları ve eşlik ediyor oturduğum tahta masada yaşanmış bir ton acı. Bir ağaç bu kadar acıyı taşıyamaz arkadaşım, bir insan nasıl taşısın. Boyutlar imkanlar dahilinde küçülüyor gözümün gördüğü açıklıktan, sanırım kafam biraz yerine gelmeye başladı. Dolduruyor karşımda oturan hayalet. Bir dakika, burada ben ve hayalet. Tam bir dakika baktım ona, bozmadım neşesini, ölmüş sonuçta, daha ne olsun. Çektim elimle bardağın belinden tutup, bir yudumdan sonrasını hissetmezsin ya. Öyle olmadı, her acıyı içtim sanki.Farkettim ki, unutmak erdemini yerine getiremeyecek kadar şerefsiz bir insanım.Ve sırçalı köşeden bir türkü çığırdı yetmişlerine omuz atmış bir beyamca. Eşlik ettim ama sessizce. Artık böyleyim, hepsi senin sayende demek isterdim ama değil, biliyorum. Yarısı benim suçum, yarıdan fazla senin. Çünkü asla yarıdan fazla sevemedin beni, iki bütün elmanın perspektifiydik biz, öyle derdin. 

Barok resmi gibi hareketli ve kıvrımlıydı tenin. Bütün kusurlarını dudaklarımla öptüm, gözlerinin içindeki kötülük dahil. Soğuyan havanın elimde yarattığı beton etkisi ve alkolün aslında üşüdüğümü hissettirmemesi var birde. Hiç değilse doğa kendi dengesinde yiyip bitirmeye devam ediyor beni. Doğa ile işbirliği içinde olduğunu kurgulamaya başladım kafamda. Hüda‘nın yarattığı nehirlerin mirası da senin ellerinde, nehirlerde boğulan ben de. Aynı şey işte, değil mi? Sen ne düşünüyorsun hayalet demek geldi dışımdan fakat söylemedim. Henüz penceresiz bir odada bir ömür geçirecek yaşta değilim. Bey amca bitirdi sonunda türküsünü, alkışlamak geldi içinden, alkışlamadım. Sanırım kötü biri olmaya başladım.Sonra adımların var bir de. Mehtabın ışığı dahil düşüyor peşine, evet sevgilim, evet her şey daha güzel gitmen için kurgulanmış. Farkında olmanın acısı da katılıyor masaya. Şimdi hesabı ödemenin vakti. Bir yanı deniz bir yanı balık kokan meyhanenin kasasına doğru kendiliksiz adımlarla yürüyorum. Ahşap bir masanın üzerine sabitlenmiş gemi dümeni ve arkasında saklanan bir dizi meze ve peynir tabağını katık etmeye çalışan kıraç bir ağabey karşıladı beni güler yüzüyle. Masayı gösterdim güç bela ellerimi kaldırıp, bizden olsun miraç dedi tok sesiyle. Olur mu abi dedim, oldu bile dedi tekrar gülümseyerek. Bu hareketine binaen döndürdüm kendimi çıkış kapısına, gülmedim sevgilim, bir tebessüm bile etmedim. 

Ceketimin fermuarını çektim dışarıya attığım ilk adımda, sahil boyunca yürüdüm boş bir et parçası gibi. Beni gören çift insanlar sevgililerine yoldan tarafa alıyorlardı. İlginç demek ki baya baya başarılıyım artık bu kötü olma serüveninde. Deniz bile dinlemiyor beni, kaybetmenin nasıl bir türlüsü geldiyse artık başıma. Adeta zifiri biri gibi, son bir dileğin var mı deseler çabucak öldürün beni diyeceğim sevgilim, sensizlikten değil. Bensizlikten yaşıyorum bütün bunları çünkü öyle kaptırmışım ki sana kendimi, yaşarken güzel gelmişti. Yaşarken…


Translate »