Gece Edebiyat

İki Nehir

Haziranın ten yakmadığı bir coğrafyada karşılıklı akan iki nehir varmış. İkisi de birbirine ters yönde akar, selam sabah almazlarmış. Birisi ak suyuyla meşhur iken diğeri kara yosunlarla nam salmış. 

Günlerden bir gün saçları hafif kıvır boyu bir deniz aşırı ve yükü okyanus kadar ana kucağı olmuş adam yolundan rast gelmiş kara yosunlu nehire. Kader bağının tığ ile örüldüğünü söylerler yaşlılar meğerse ne kadar haklılarmış. Adam nehire dalmış bütün yaşam döngüsüyle. Susuz kalasıya kadar bakmış, bakmış. 

Güneşin ağarmasıyla titremiş oturduğu yerden, bir ses duymuş nehrin içinden. Öylece bırakmış kendisini dibini göremediği suya. Su herkese davrandığından daha kibar davranmış, toprağına yatırmış ve saçlarını okşamaya başlamış. Son nefesin arefesinde bir yakışmış yakasından ve onu dışarıya çıkartmış. Adam uyandığında teni kuru, gözleri ıslak ve yüreği atmaz haldeymiş. Ne varsa bırakmış üstünde başında. 

-Tesellim odur ki; sar beni kanadına ey dibi kara. Bir Züleyha durdurdu kalbimi, yeniden atmayacaksa da yerinde kalsın. 

Gözlerini hatırlıyorum ve uzun saçlarının boynuma dokunduğunu. Dudaklarım her zamankinden kuru, o Züleyhanın elinde abı hayat suyu.

Fakat bir taş bile kıpırdamamış olduğu yerden.

Nehir, denize akmaya ve adam nehire bakmaya devam etmiş günlerce. 

Züleyha ikna olmuş adamın gitmeyeceğine. Mavi bir ışıkla çıkıvermiş nehrin karnından. Saçları uzun ve tel tel sayılacak kadar belirgin halde, gözleri umut taşıyor derinlerinde. Yüzü bin güzelin yüzünden güzel, sesi ipekten daha yumuşak ve tatlı. İncecik beli ve uzun bacakları varmış. Hemen kalkmış ayağa adam ve bir hayretle odaklanmış Züleyha’nın gözlerine.

+Gitmedin, gidecek bir yerin yok mu senin?

-Artık yok, olsa da gitmem. 

+Ne yapacaksın buralarda bir başına?

-Bir başıma değilim ki, sen varsın sonuçta.

+Yok mu sevdiğin bir kadın?

-Var elbet, Züleyhadır adı.

Gülümsedi Züleyha bunu duyunca.

-Nasıl eminsin gerçek olduğuma. Belki bir rüya daha görüyorsun ve belki de ölüyorsun.

Tok ve kendinden emin bir sesle

-Nasıl nefes almak varsa ve hükmedemediğimiz şeyler arasında yaşamak ve ölmek yatıyorsa koyun koyuna. Öyle inanıyorum sana, seninle geçecek sonsuzluğa. 

Yaklaşmanın başka türlüsü bu, tutulmanın en güvenlisi. 

Öylesi görülmemişti Züleyha için bu zamana dek. Vazgeçmek adama çok şey kazandıracaktı. Elini tuttu yavaşça, ak nehir yön değiştirdi birden. 

Artık iki nehir de aynı yöne akıyor ve adamın kalbi tekrardan kıpırdıyordu.

Ancak ellerinden yükselen sular ağzına kadar gelmiş, onu yavaş yavaş boğuyordu. Bir su perisine aşık olmak suyla kaplanmaktı. 

Atan kalbi yavaşladı, gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladı. Dudaklarıyla veda etti Züleyha, adamın gördüğü son manzara olmuştu.

Kara yosunlu nehir yavaşça içine aldı onu. 

Züleyha hüngür hüngür ağlıyordu. Gökyüzü ona eşlik etti yağmurlarla. 

Ve ak nehir tekrardan tersine akmaya başladı. 

Rivayet odur ki adamın ruhu ak nehirin içine hapsolmuştu. Züleyha ile hep yan yana olsalar bile zıt yönlere akıyorlardı. 

Ne zaman o nehirleri görsem hep duygulanırım. Zaman ki Züleyhayı ağlatmış, zaman ki adamın ismini bile unutturmuş. 

Ölümsüz aşkların arasına bir kara, kalplerine bir yar bırakmış. 

Translate »