• Gece Edebiyat

    Ece Özer – Ferdi Amcanın Güncesi

    Yaklaşık 60 sene kadar önce, keskin bir alarm sesiyle birlikte irkilerek kalkılan sabahlar, yerini yine aynı saatte kendiliğinden kalkılan günlere bırakmıştı. Ferdi amca o sabah da dinç bir şekilde uyanmış ve buzdolabındaki tarhanayı ısıtmak için mutfağa doğru yönelmişti. “Günaydın sarı papatyam, günaydın boncuk gözlüm” Hayat arkadaşını 5 yıl önce kaybeden Ferdi amcanın hiç aksamayan rutinleri vardı: Sabah 06.15’te kalkmak, çiçeklerini selamlamak, tarhana yemek ve ardından ormanda yürüyüş. O gün de rutin bozulmamış, yürüyüş için evden çıkılmıştı. Mahalle aralarında tanıdıklarını görüp selamlaşmayı pek severdi Ferdi amca. Ayaküstü edilen sohbetler, planlanıp edilenlerden daha tatlı gelirdi. -Ooo günaydın Kadir, hayırdır ne bu telaş? -Günaydın Ferdi amca. Hayır hayır. Bizim hanım doğum yaptı birkaç…

  • Gece Edebiyat

    Mayıs 1975

      Bulunduğum mahalledeki herkesle bir gün önceden anlaşmış gibiydik. Postanedeki bu kalabalığın başka bir açıklaması olamazdı. Geleneksel “Buyrun siz oturun” seremonisi, son yaşlı teyzenin de bekleme koltuğuna oturması ile son buldu.   Ekrandaki sayı değişti, görevli kadın seslendi: 3078… “Bisssmillah” diyerek kalktı seksenli yaşlarında olduğunu düşündüğüm kır saçlı bir amca. Onun yerine oturuverdim ben de. Yanımda ise nur yüzlü, tonton mu tonton bir teyze vardı. Elindeki telefondan, Facebook paylaşımlarını inceliyordu. İlgilenmediği bir şey çıkarsa ekran hoop yukarı. Fazla dalmış olmalıyım ki teyzenin sesiyle irkildim. -Bizim zamanımızda yoktu yavrum bunlardan. Bak şimdi her şey elimizin altında kolaycacık. Sen kaç yaşındasın, öğrenci misin? -Evet teyze, burada üniversite okuyorum. -Ah, ne güzel. Bölümün ne? -Hemşirelik…

  • Gece Edebiyat

    Sıradaki

    -Sıradaki!  Sesinden yetmişlik bir Muzaffer Amca izlenimi edindiğim adam, beni odasına davet etti. Elimde dosyam, çekingenlikle araladım kapısını. -Merhaba efendim. İyi günler, ben… -Yazar olmak istiyorsun ve bir gün değerinin anlaşılacağına inanıyorsun. -Yani şey…   Kelimeleri ağzımda gevelerken masanın üzerine baktığımda isminin Seyfi olduğunu öğrendiğim adam bacak bacak üstüne atmış vaziyette piposunu içiyordu. O an pek de tekin olmayan bir yerde olduğumu anladım. -Eee delikanlı, anlat bakalım. Ne üzerine yazıyorsun? -Efendim ben polisiy… -Seyfi amca. Bana Seyfi amca diyebilirsin.   Burası kesinlikle tekin bir yer değildi. -Efendim ben, yani Seyfi amca, polisiye ve macera türünde yazıyorum. Elimdeki dosya üç yıl önce başlayıp henüz bitirdiğim bir romana ait. Arkadaşım dedi ki,…

  • Gece Edebiyat

    Bir Ülkenin Küllerinden Doğuşu

     Halkın yalnızca yüzde üçünün okuma ve yazma bildiği, kadının adının dahi olmadığı bir dönemden/savaştan çıkan Türk halkının refaha ermesi çok uzak değildi.   27 Ekim 1923’te hükümetin istifasını, bir sonraki gün mecliste endişe ve kaygı izledi. Mustafa Kemal, kendinden emin bir şekilde söze başladı: “Efendiler! Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz.”    Tarihler 29 Ekim 1923’ü gösteriyordu. Mustafa Kemal, yaşanılan krizin çözümü için anayasa değişikliğini önerdi. Bir milletin küllerinden yeniden doğmasına vesile olan ilk madde, 96 yıl önce kesinleşti: “Türkiye devletinin yönetim şekli Cumhuriyettir.”    Hakimiyetin kayıtsız şartsız millete emanet edildiği o gün ve sonrasında yapılan devrimlerin namı, yalnızca ülkeye değil tüm dünyaya yayıldı. Kadınların adının olmadığı ülkede, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. Türkiye,…

  • Gece Edebiyat

    Avuç İçindeki Erik Ağacı

     Güneşli bir 1992 öğleden sonrası, mahalle arasında halı yıkayan teyzeler ve “Seni namussuz seni, gel buraya” diyen bir annenin isyanıyla, gün devam ediyordu İstanbul’da. 9 yaşındaki Hikmet, bir yandan koşup bir yandan “Tamam tamam, bir daha erik çalmayacağım” dese de anne terliğinden kaçamazdı. -Ah anacım, akıllanmayacak bu Saliha’nın oğlu. Arap sabununu uzatıver Sevim. -Öyle komşum öyle. Geçen yaz kiraz toplayacağım diye iki kolunu da kırdıydı ya, akıllanır sandık o zaman ama nerede… -Hele bir büyüsün de olgunlaşır. Allah vere de o zamana kadar Saliha sinir hastası olmasa.   Bir hafta kadar sonra Hikmet, evden oyun oynamaya diye çıkıp pazara gitti. “Sırt çantanı niye alıyorsun Hikmet?” diye sorunca annesi, hızlıca sıraladı yalanlarını.…

Translate »