Gece Edebiyat

Akşam Ezberi

Fırtınaların en büyüğüne sesleniyorum, bir mucize olmalı. Bir göz için görmeyi bilmek nasıl önem arz ediyorsa, bir fırtına için de dönmeyi bilmek ve en ufak toz zerresinden tut kendisinden küçük her şeyi dağıtmayı.

Destesinden ölüm eksik olmayan insan; her kartı hayat varmışcasına açmayı bıraktı mı? 

Ben neden vazgeçeyim ki senden, senin estiğin yerden. 

Henüz kurulmamış cümlelerden ve saçının kurdelasıyla bağladığım kaderden. 

Yaşamadığım bir gelecekten Venessa, yaşamadığın bir geçmişten bahsediyoduk. 

En çok hak ettiğinden hiç şüphem yok lakin karar merci ben değilim bu hususta.

Bana bak, sen ki kalbimin uçsuzunda bir gök edasıyla salınıyorsun. 

Salınmak ve saklanmak bir yana Venessa, sen kalbime gökyüzünün dünyaya yakıştığından daha çok yakışıyorsun. 

Ben neden vazgeçemiyorum ki senden, senin yaşadığın tenden. 

Siyahından nasiplenen geceden tutuşturuyorum kamp ateşimi, sır tutmak için değil burdayım demek için bağıra çağıra! 

Yağmurun sihrinden daha çok parlıyorsun, toprağın dibinden görüyorum bunu. 

Bir bana bak, bir de sana Venessa. Baktığın yerde hayat oluşu veriyor kendiliğinden! 

Geldiğin yerde nasıl ölüm kalsın?  

Sırılsıklamsın ve bunun teslimiyim ben.

Translate »