Gece Edebiyat

12.12

Ayrı baş çekmekmiş, fezlekeye yazdıkları düşlerim.

Lügatlarındaki argosu serserilikmiş.

Kanunlarına göre esaretlik fikirlermiş.

12 Aralık gecesi,

Nefes aldığımı bile hissetmediğim bir yerdeyim.

Özgürlüğün berisinde oturmuş, çaresizliğimle dertleşiyorum.

Evsizim.

Penceresizim.

Yorgun ve sessizim.

Bu dolunayda biraz da sensizim.

Bu gece yıldızlar olacak mürekkebi kalemimin.

Dört duvar olacak çizgisiz defterim.

Kafamdaki adamların tartışmaları bitmiyor, sesleri düşüncelerimin içine içine işlerken kalkıyorum ayağa tüm dengesizliğimle.

Bağırıyorum ciğerimdeki son nefesi tüketirmişcesine.

Uyandır beni bu kabustan diyorum kendime.

Uyandır!

Zira ayaklar yere basınca her şey daha da zorlaşıyor.

Akabinde seni sevmenin saadeti kaplıyor içimi.

“Elinde başka ne kaldı ki?”

Kalmadı sahi.

Hayat ne garip değil mi?

Dün güzelliği damağında kalmış bir gecenin sevinciyle güne merhaba derken, bugün korkulan, bilinmeyen, serin duvarlarda belim.

Yok ki elimde kağıdım, kalemim.

Seni kelimelerle geceye resmedeyim.

“Bitti mi aşkın, kadınların, uyuşturucun? Yazacak bir şeyin kalmadı mı?”

Merak etme her şey yerli yerinde.

Sadece başım dertte yasalar gereğince.

Hayata ayak uydurmakta niteliksiz yeteneklerimden dem vurmayı pek severdin.

Bir zamanlar benimle ara sokaklarda delirirdin.

Saçlarımla oynanmasından pek hazzetmediğim halde senin ellerinin  dokunacağı düşüncesi ile bayram ederdi yoksul bedenim.

Bir şişe şarap hediye etsek yeterdi bedenimize.

Açılırdı tekrar o fasıl.

Dilinden Cemal Süreya şiiri düşerdi kucağıma kısık sesinden.

Sevişmek yürürlüğe girerdi yine tüm usulsüzlüğüyle.

Söylesene; o kimsenin bilmediği çantanda, eskiz ve eşsiz kitabımızın satırlarında, boğuluyor musun göz pınarlarında?

Buruk bir tebessüm?

Yoksa modern zamanlarda mısın artık?

Binbir tür yaramazlık yaptım sen yokken.

Büyük amcalar kızdı bana.

Annemin gözlerinde korku ve acı gördüm.

Babam ise aynı sessizlikte.

Herneyse…

Birkaç saat daha zamanım olsa bu dünyada bir yer bulabilirdim.

Acaba dolunay var mıdır bu gece?

Bugün cuma ve ben 

ilk defa dolunaya bu kadar uzak,

Etrafımda bunca tuzak,

Geceyi böylesine siyah hissetmemiştim.

Küçüklüğümde daha yüzmeyi yeni öğrenirken babamın kollarında,

Bir anda bırakmıştı beni derin sulara.

Korkuyu hiç bu kadar yakından tanımamıştım.

Bilahare kaçacak bir yerimin olmamasıyla tanışmıştım.

Anladım ki kaçacak yerin olmayınca, korkmanın faydası yokmuş.

Şimdi tam olarak bu kapanda,

Bu ölü soğuğu yerinde,

Uyanamadığım bu kabus içinde,

Kaçacak tek yerim olan sen yoksun.

Anlayacağın korkacak yerim kalmadı masal.

10 ağustos 1995 yılında İstanbul Kadıköy'de doğdum. 23 Nisan İlkokulu'nda okudum. İlk tiyatro oyunumu Ortaokulda oynadım. Sanatla bu dönemde tanışmış oldum. Liseyi Ümraniye Endüstri Meslek Lisesinde okudum. Lisede Vesanat tiyatro ekibinde tiyatroya başladım. Lise bitince bir sene üniversiteye hazırlandım, bu bir senelik arada deneme ve küçük hikayeler yazmaya başladım. Üniversite'de ise ilgim tamamen müziğe kaydı ve yıllardır Eskişehir barlar sokağında müzisyenlik yapmaktayım.

Translate »